Wednesday, 11 June 2008

BRT 11 HAZIRAN 2008


Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Adnan Eraslan, Lefke Avrupa Üniversitesi’inde işten çıkarılan 11 Akademisyene destek sağlamak amacıyla iktidar dışındaki tüm parti ve sivil toplum örgütlerini ziyaret ederek, imza topladıklarını açıkladı.

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Adnan Eraslan, bugün yaptığı yazılı açıklamda, topladıkları imzalarda, İşten çıkarılanların derhal göreve iade edilmesi, açılan soruşturmaların durdurulması, Sendikalaşmanın devlet-hükümet eliyle engellenmemesi ve Toplu İş Sözleşmesinin derhal imzalanması konusunda taleplerin yer aldığını belirtti.

Eraslan,toplanan imzaları, örgüt ve parti temsilcileri ile birlikte Cumhuriyet Meclisi’ni ziyaret ederek, Başbakan Ferdi Sabit Soyer’e ileteceklerini ve hükümet adına gereğinin yapılmasını isteyeceklerini bildirdi...

Lefke Avrupa Üniversitesi’inde yaşanan sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğini ifade eden Eraslan, Hükümetin de sorununun çözümü için çaba göstermesini talep etti.

11 Haziran 2008, Çarşamba 14:28 BRT

KIBRIS 11 HAZIRAN 2008

LAÜ'de 8 akademisyenin işine son verilmesi, 9 akademisyenin ise soruşturma açılarak ücretsiz işten uzaklaştırılması üzerine KTOEÖS'ün meclis önünde başlattığı çadır eylemine Baraka Kültür Merkezi'nden destek geldi
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası'nın (KTOEÖS), Lefke Avrupa Üniversitesi'nde (LAÜ) 8 akademisyenin işine son verilmesi, 9 akademisyenin ise soruşturma açılarak ücretsiz işten uzaklaştırılmasıyla tırmanan süresiz grev çerçevesinde, Cumhuriyet Meclisi önünde başlattığı ve 28 Mayıs tarihinden beri devam eden çadır eylemine Baraka Kültür Merkezi'nden destek geldi.
Baraka üyeleri dün saat 18:00 ile 20:00 saatleri arasında meclis önünde toplanarak eyleme destek verdi.
Baraka müzik gurubu 'Sol Anahtarı" da çadır önünde müzik dinletisi sundu.
Şansal: Mücadelelerine desteğimizi belirtiyoruz
Baraka Kültür Merkezi adına KIBRIS'a konuşan Nazen Şansal, Baraka olarak özel sektörde bilhassa da özel okul ve üniversitelerdeki sendikalaşma çabalarını desteklediklerini söyledi.
"KTOEÖS'ün LAÜ'de verdiği sendikalaşma mücadelesine verdiğimiz destek nedeniyle buradayız" şeklinde konuşan Şansal, "LAÜ yönetiminin sendika ve öğretim görevlilerine yönelik antidemokratik tavrını ve hükümetin buna çanak tutmasını" kınadıklarını kaydetti.
Nazen Şansal, "Bilim emekçilerinin örgütlenme mücadelelerine desteğimizi belirtiyoruz" diye konuştu.
Hasan ÇAĞDA, Kibris , Çarşamba 08:35 11 Haziran 2008

BİR GÜNDE ÜÇ CİN ŞİŞESİNİ KIRDI

LEFKE AVRUPA ÜNİVERSİTESİ’nde GELİŞMELER

BİR GÜNDE ÜÇ CİN ŞİŞESİNİ KIRDI

Lefke Avrupa Üniversitesine siyasilerin atadığı üç bürokrat Adataş, Celllatoğlu ve Büyükuslu

Aynı günde yoldan çıktı,

1- CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANIN “LAÜ’DEKİ HUKUKSUZLUKLARI VE ZULMÜ ÇÖZÜN” RİCASINI MÜTEVELLİ HEYETİ BAŞKANI EREN ADATAŞ, DİNLEMİYOR, YENİ ve YASADIŞI MEKTUPLAR YOLLAMAYI SÜRDÜRÜYOR,

Adataş, CTP Merkez yönetim kurulunun “atılanları geri alın, sendika ile ciddi müzakereye başlayın” talimatına da direniyor.

Adataş, 7 Haziran günü yapılan atılanların açtığı davanın duruşmasına hakimin karar vereceği ve mahkemeye gelmemesi halinde tutuklu olarak getirileceği uyarısı üzerine zorla geldi.

12. Haziran Perşembe gününe kadar süre alan Adataş mahkemeye bile sorunları tırmandıracak bir kararla gideceğini dün gece Güzelyurt ilçe merkezinde yaptığı ve Rektör yardımcısı Cellatoğlunu da çağırdığı mütevelli heyet ÖZEL toplantısında açıkladı.

Bu açıklamanın ertesi günü olan bugün 11. Haziran sabahı, hiçbir gerekçe gösterilmeden işten durdurulan 9 kişiye, yeniden ve gene hiçbir somut delile dayanmayan “soruşturma memuru” imzalı taciz yazıları tebliğ edildi.

2- CELLATOĞLU LAÜ’de SARI SENDİKA KURDU

LAÜ’de hak mücadelesini sürdüren eğitim emekçilerini bölmek isteyen Adataş ve Cellatoğlu şeytanın bile aklına gelmeyecek son bir sahtekarlığı uygulamaya başladı.

Üç ayı aşan sürede

  • Sendikaya kaydolan herkezi üniversiteyi kapatmak işten pahasına atacağını,
  • Profesörlerin sendika üyesi olamayacağını binlerce kez yineleyen bu ikili,

Rektör Yardımcısı Cellatoğluna “LAÜ SEN” adlı FAŞİST SENDİKA KURDURMAK İÇİN YOĞUN GİRİŞİMLER yapıyor. Bu adla bir sendika kurulduğunu ve yönetimin baskısı nedeniyle ve kurucuların tamamı işten atıldığı için bitkisel yaşama girdiğini bile hatırlayamayacak bir bilinç kaybını yaşıyorlar..

Cellat, rektör yardımcısı, dekanlar. müdürler ve KTOEÖS’den zorla istifa ettirdikleri 11 kişi ile sarı sendika kuruluş toplantısı yaptı.

Cellatoğlu, halen KTOEÖS üyesi olan Prof. Dr. Gencay Şaylan’ı dahi bu toplantısıya çağırdı, önerdiği sarı sendika tüzüğünü Şaylan’a göstererek fikir sordu.

Şaylan bu AHLAKSIZ TEKLİFİ derhal reddetti.

Cellatoğlu ahlaksız tekliflerini, grevi aktif bir biçimde sürdüren akademisyenlere de tekrarladı. Hepsinden gereken yanıtı aldı.

3- ALI RIZA BÜYÜKUSLU ISE ZAMAN ONLINE VE CUMHURIYET GENÇLIK BÖLÜMLERINE, ÖZEL YAZILAR YOLLAYARAK, KENDİSİNE İNANILMAZ OLANAKLAR SAĞLAYANLARA KÜFRETMEYİ SÜRDÜRÜYOR,

Ali Rıza bey kendisini Rektör atayan Adataşa,

“Hayatı boyunca bir baltaya sap olamamış, özgeçmişi bir sayfayı geçmemiş, kendi mesleklerini dahi layıkıyla icra edememiş, bir kedi olup bir fare dahi yakalayamamış, çoban olsalar bütün sürüyü mera’da kaybedecek kapasitede bazı insanların siyasi partileri, yerel yönetimleri, sivil oluşumları, dernekleri, vakıfları çıkar ittifakları kurmak suretiyle kendileri, eşleri, çocukları ve yandaşları için üretmeden tüketme, hak etmeden nemalanma mücadelesi için kullandıklarını gördük. Üstelik toplumun önemli kurumlarını ve değerlerini yok etme pahasına...”

KKTC deki iktidara,

Ne siyasetçiler gördük, kendi çıkarlarını maksimize etmek, koltuğunu korumak için benliğini, ruhunu, kimliğini herşeyini satılığa çıkartan...Bütün dünya evrensel vatandaş, dünya vatandaşı der iken, faşizmin kralını bölgecilik, şehircilik, hemşericilik, kanbağı ilişkisi ve kimlik arayışı içinde olanları da gördük...Hele hele başkalarının vergilerinden, devletin kaynaklarından beslenip, kamu sırtından kamu lüksünü kullanıp devletine küfür eden insanlığın yüzkaralarının önde gidenlerini, süzme hainleri gördük.

En yakın çalışma arkadaşlarına,

“Ne insan müsfetteleri tanıdık, 3 kuruşluk insanlığına karşılık başkası 5 kuruş verdiği zaman aradaki 2 kuruş farka sizi satabilenleri gördük...İki kişilikli seviyesiz insanları gördük. Çift karakterlidir bunlar. Birgün yalakanızdır. Bir gün arkanızdadırlar. Başka bir gün karşınızda. Beceremezler doğrunun yanında olmayı bir türlü. Her taraftır onlar, bir gün bir, diğer gün diğer taraf. Sizin anlayacağınız onlar sadece çıkarlarından yana taraftır. Özetle bir sürü fırıldak gördük..

Ve Büyükuslu, kovulacağını anlar anlamaz, iki yıl ekmeğini yediği KKTCye

“Özellikle KKTC’ye yönelik olan negatif imajda sokağın baskısı, yerleşik alışkanlıklar ve yerel kültürün üniversiteleri sadece istihdam aracı olarak görmesi dolayısıyla siyasetin bilime ve akademik üsluba aykırı müdahalesi ve özerk olmayan üniversite yönetimi ve liderliğinin önemli rol oynadığı unutulmamalıdır.

Mevcut yapı içinde ÖSS üzerinden öğrenci akışına devam edilmesi suretiyle yeterince öğrenci gelmeyecektir.”

Diyerek içindekileri kustu.. Özetle bir günde üç cin şişesini kırdı.

Monday, 9 June 2008

ALI RIZA BUYUKUSLU`NUN CUMHURIYET GAZATESINDEKI VEDA YAZISI

‘Tabela üniversiteleri açılmasın’

Lefke Avrupa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Rıza Büyükuslu, Türkiye ve KKTC üniversitelerinin yeniden yapılanması için önerilerde bulundu
Lefke Avrupa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Rıza Büyükuslu, Türkiye ve KKTC üniversiteleriyle ilgili olarak çeşitli nedenlerle yurtdışında oluşan olumsuz imajin değiştirilmesi için seferberlik başlatılması gerektiğini söyledi.
“Yükseköğretimde Küreselleşme Trendi ve Yeni Bir Paradigma ve Vizyon Oluşturma” başlıklı bir rapor hazırlayan Prof. Dr. Büyükuslu, Türkiye ve KKTC üniversitelerinin yeniden yapılanması ve global vizyon kazanması için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
• Yükseköğretimde küreselleşme ve beraberinde gelen baskıcı ve acımasız rekabet koşullarına karşı devlet, yükseköğretimi dizayn eden ulusal kuruluşlar ve üniversiteler olarak hazırlıklı olmalıyız.
• Gerek yurtdışında gerekse yakın coğrafyamızda çeşitli nedenlerle Türkiye ve KKTC üniversiteleriyle ilgili oluşan negatif imajın değiştirilmesi için seferberlik başlatmamız gerekiyor. Global bir vizyona sahip olmak için üniversite yönetimi, liderlik, toplam kalite, verimlilik, öğrenci memnuniyeti, üniversite ülkesi, kenti ve şehri için gerekli olan halkı bilinçlendirme, üniversite kültürü aşılama ve öğrenci dostu stratejileri geliştirmemiz gerekiyor. (Örnek: Kültür Şehri İstanbul projesi gibi)
• Mütevelli yapılandırılmalarında mutlak suret ile global vizyona sahip olan yurtdışından ve yurtiçinden bilimde, sanatta, devlet yönetiminde, kendi alanında, iş dünyasında özellikle yurtdışı vizyonu olan insanların atanmasına çaba gösterilmeli ve siyasetin üniversitelere hangi neden ile olursa olsun müdahaleleri marjinalleştirilmelidir. Özellikle KKTC’ye yönelik olan negatif imajda sokağın baskısı, yerleşik alışkanlıklar ve yerel kültürün üniversiteleri sadece istihdam aracı olarak görmesi dolayısıyla siyasetin bilime ve akademik üsluba aykırı müdahalesi ve özerk olmayan üniversite yönetimi ve liderliğinin önemli rol oynadığı unutulmamalıdır.
• Global yükseköğretim mutlak sürekli bir devlet politikası haline gelmeli, Milli Eğitim Bakanlığı dışında ayrı bir yükseköğretim bakanlığı kurulmalıdır. YÖK ve YÖDAK ise bir kalite ve akreditasyon ajansı olarak yeniden biçimlendirilmelidir.
• Halihazırda Türkiye pazarı ihmal edilmeyecek düzeyde önemlidir. Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK ile gergin olan ilişkiler YÖK’ün yeni yapılanmasıyla birlikte yeniden ele alınmalı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın ve Türkiye’deki diğer tüm yetkililerin Türkiye ve KKTC’de yeni bir ‘global yükseköğretim stratejisi geliştirmeleri’ elzemdir.
• Mevcut yapı içinde ÖSS üzerinden öğrenci akışına devam edilmesi suretiyle yeterince öğrenci gelmeyecektir. Öğrenciler öncelikli olarak Türkiye’de aşağı yukarı her ilde açılan ve sürekli olarak kontenjanları arttırılan devlet üniversitelerini tercih edeceklerdir. Daha sonra ise yine Türkiye’de hızla açılan vakıf üniversiteleri ile yakın bir zamanda izin verilecek özel üniversitelere yoğunlaşacaktır. Türk vakıf üniversiteleri, KKTC’de sadece Türk pazarına odaklanan üniversitelerimiz için riski arttırmaktadır. Bunu önlemek için daha global vizyona sahip alternatif çözüm önerilerini masaya yatırmak ve değerlendirmek gerekmektedir.
07 HAZİRAN 2008 TARIHLI BIRGUN GAZETESI



KIBRIS’TA HOCALAR GREVE GİDİNCE SINAVI BEKÇİ YAPTI

LAÜ Öğretim üyesi Prof. Dr. Semih Eryıldız ile Öğretmenler Sendikası Yöneticisi Ayşegül Garabli, skandalı kamuoyuna duyurmak için önceki gün Ankara’ya geldi. Garabli, BirGün’e yaptığı açıklamada, “Bir üniversitenin görevini yapabilmesi için bağımsız olması gerekir. Oysa Lefke Avrupa Üniversitesi’nin yönetimi Hükümet tarafından atanıyor. Bu yönetim yasaları uygulamıyor, toplu sözleşmeyi yapmıyor, öğretim üyeleri üzerinde baskı kuruyor, istediğini keyfi biçimde işten çıkarıyor” dedi. Üniversitede garip olaylar yaşandığını ifade eden Garapli, “Örneğin, bir sınavda büyük bir sahtecilik oldu. Bir grup öğrenciye sınav öncesi bazı sorular ulaştı. Öğrenciler bunları notere giderek tespit ettirdi. Ertesi gün yapılan sınavda notere tespit ettirilen soruların aynısı soruldu. Yani sınav soruları ortada dolaşıyor, birilerine ulaştırılıyor. Böyle bir akademik eğitim olabilir mi” diye konuştu. LAÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semih Eryıldız da, üniversitede işlerin son zamanlarda tümüyle çığırından çıktığını ifade etti, şunları söyledi:
“Sınav sorularının ortada dolaşması, bir sınavın kapıdaki bekçiye yaptırılması anlaşılır şeyler değil. Bu olaylardan büyük üzüntü duyuyorum. Böyle bir ortamda sağlıklı bir eğitim faaliyeti sürdürmek mümkün olamaz. LAÜ bu şekilde yoluna devam edemez. Özerk ve demokratik bir üniversite olmalıdır, siyaset üniversiteden elini çekmelidir. Siyaset ile bilim bir arada yürümez. Bu arada üniversite öğretim üyelerinin ve çalışanların yasalardan kaynaklanan haklarına saygı gösterilmeli, keyfi uygulamalara son verilmelidir.”

EĞİTİM-SEN’DEN DESTEK
Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç da, Kuzey Kıbrıs’ta eğitim alanında yaşanan gelişmeleri yakından izlediklerini bildirdi, “LEÜ’de haksızlığa uğrayan öğretim üyelerinin haklı davalarını destekliyoruz. Bu üniversitenin sağlıklı bir işleyişe kavuşması gerektiğine inanıyorum” açıklamasını yaptı.

2 YILDA 70 ÖĞRETİM GÖREVLİSİ ÇIKARILDI
Lefke Avrupa Üniversitesi öğretim elemanları, üniversite yönetiminin öğretim elemanlarını sendikalı olmaları nedeniyle işten çıkarması üzerine 12 Mayıs’tan beri başlattıkları grevi sürdürürken, 15 öğretim görevlisi daha işten çıkartıldı. Böylece son 2 yılda 70 öğretim elemanı üniversite yönetimi tarafından işten çıkartılmış oldu. Cumartesi ve pazar günleri de dahil olmak üzere karşılığı ödenmeyen fazla çalışma sürelerine, iş sözleşmelerinin neden gösterilmeden ve beklenmedik bir zamanda işveren tarafından tek yanlı olarak iptal edilerek işten atılmalara, akademik usulsüzlüklere ve anti-demokratik baskı ve uygulamalar nedeniyle Kıbrıs Türk Orta Eğitim Sendikası’na (KTOES) üye olan 40 öğretim elemanı, üniversite yönetiminin taleplerini kabul etmemesi üzerine grev kararı aldı. Bunun üzerine 15 öğretim görevlisini işten çıkartan üniversite yönetimi, son 2 yılda toplam 70 öğretim elemanını işten çıkarmış oldu.

DİRENİŞE DESTEK BÜYÜYOR
Lefke’de üniversite önünde grevi sürdüren öğretim elemanlarına destek amacıyla bir grup insan da Lefkoşa Meclisi önünde oturma eylemi yaparken, üniversitelerde hiyerarşik ve eşitsiz ilişkilere, itaat ve korku kültürünü yaygınlaştırarak akademisyenleri kişiliksizleştiren her türlü uygulamaya son verilmesi gerektiğini ve dayatılan bu anlayışa karşı sendikalaşarak seslerini duyuracaklarını belirtti. Greve destek veren Doğu Akdeniz Üniversitesi öğretim elemanları Lefke Avrupa Üniversitesi’ne gelerek, grevde olan öğretim görevlilerine ziyarette bulundu. Ziyaretçiler, üniversite yönetimi tarafından yapılan baskıları kınadıklarını ve direnişi sonuna kadar desteklediklerini belirtti.
ZEHRA ŞAHİNDOKUYUCU ANKARA

Thursday, 5 June 2008

KTOEOS STARTS VISITS TO SEEK SUPPORT FOR SACKED LAU STAFF



The Cyprus Turkish Secondary School Teachers’ Union-KTOEOS has launched a series of contacts with representatives of civil society organizations and political parties to seek support for proposals it prepared for academicians sacked from the Lefke European University.

As part of its contacts, a delegation from the KTOEOS paid visits to the main opposition National Unity Party, the Communal Democracy Party, the New Party Cyprus, KAMU-Sen, BES, KAMU-Is, EL-Sen, Vergi-Sen and the Cyprus Turkish Teachers Union-KTOS today.

Speaking during the visits, the President of the Secondary School Teachers’ Union Adnan Eraslan said that the sacking of 8 academic staff from the Lefke European University and forcing 9 others to unpaid leave of absence following an attempt to try to exercise their constitutional right of organizing under a trade union was absolutely unacceptable.

“The rector and the board of trustees are responsible for this” he said, calling on the government to take action on the issue.

4 June 2008, Wednesday 14:28 BRT


Tuesday, 3 June 2008

Lefke Avrupa Üniversitesi'nde grev ve bir üniversite gerçeği-Hatice Eroğlu Akdoğan

30 Mayıs 2008. Sendıka.org

http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=17282

Kıbrıs’ta, Kıbrıs Bilim Vakfı’na bağlı Lefke Avrupa Üniversitesi’nde profesörden okutmana kadar her kademede öğretim hizmeti veren çalışanlar 12 Mayıs’tan bu yana grevde bulunuyorlar. Öğretim elemanları KKTC Anayasası’nın 53.ve 54. maddelerinin kendilerine tanıdığı hak doğrultusunda bir süre önce Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretim Sendikası’nda (kısa adı KTEÖS) örgütlenmeye başladılar. Elbette ki öğrencileri karşısında olduğu kadar toplum karşısında da aydın bir yetkinlik taşıdıklarına inanılan, üniversitedeki eğitimcilerden de her şeyden önce örgütlenme beklenirdi. Zira Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ), KKTC’deki diğer özel üniversiteler gibi idari personeli ve öğretim elemanlarının emeklerinin yoğun sömürüsü üzerinde varlığını sürdürmektedir. Ağır çalışma koşulları bu üniversitede öğretim elemanları için sendikalaşmayı adeta olmazsa olmaz bir araç haline getirmiştir. LAÜ’de çalışanları çileden çıkaran koşullar neydi? Öğretim elemanları greve çıktıklarında “KTOEÖS-LAÜ Eğitim Emekçilerinin Yükseköğretim Deklarasyonu” başlıklı bildirilerinde kendilerini örgütlenme ve greve götüren koşullara ilişkin şu bilgilere yer vermişlerdi: -LAÜ’de hiçbir akademik organ ya da kurul, akademik kurallar ışığında bağımsız bir iş yapabilme olanağına sahip değildir. Tüm akademik kurullarda üst yönetim kendi yandaşlarını esas karar verici kılma yönünde ve tümüyle keyfi uygulamalar yapabilmektedir. Bunun bir örneği İktisadi İdari Bilimler Fakültesinde tam kadrolu profesörler olmasına rağmen, Dekan Vekilliği görevinin, Rektör Yardımcısı Prof. Dr.Gazi Özhan’ın eşi Doç.Dr. Meral Özhan’a verilmesidir. -Yönetim, işten çıkarma ve işe alma konularında yine tamamen keyfi ve baskıcı bir tavır sergilemektedir. İşten çıkarmalar konusunda herhangi bir neden ve açıklama göstermeme keyfiyeti pek çok çalışanın gelecekleri konusunda sürekli endişe içinde olmalarına yol açmaktadır. -Akademisyenler çalışma koşullarının belirsizliğinden rahatsız durumdadır. Çalışanların hayatı sürekli üniversiteye endekslidir. Karşılığı ödenmeyen fazla mesailerin ne zaman başlayacağı ne zaman biteceği her zaman belirsizdir. Cumartesi-Pazar günleri de dâhil olmak üzere çalışanlar her an okula çağrılmaya hazır yaşamaktadırlar. -LAÜ yönetimi rektör, iki rektör yardımcısı ve Mütevelli Heyeti Başkanından oluşmaktadır. Alınan kararların Senato ve Mütevelli Heyeti onayına sunulması gerekirken bu yapılmamaktadır. -Doktorasının YÖK geçerliliği olup olmadığı meçhul olan Yrd.Doç.Dr. Akın Cellatoğlu Rektör Yardımcısı görevi yanında, Üniversite Genel Sekterliği, Satın Alma Müdürü, Bilgi İşlem Daire Başkanı gibi görevleri yüklenmesi, aynı zamanda ihale komisyonunda da birden çok unvanı taşıyarak yer alması üniversitenin işleyişine ilişkin şaibeleri daha da artırmaktadır. -Yönetim, öğretim elemanlarını baskı altında tutmak için öğrenciyi hocasına karşı kışkırtmayı sık sık kullanmaktadır. Hocalarına karşı gelmek isteyen öğrenciler tehdit edilebilmektedir. -Üniversite yönetimi yandaşlarına ek ücret sunma olanağı olarak işletilen “uçan hocalık” sistemini de kullanmaktadır. Doç.Dr. Ayşe Akyol Trakya Üniversitesi’nde Pazarlama Bölüm Başkanı olarak görev yapmaktadır. Ancak hafta sonları ders vermek için Türkiye’den KKTC’ye uçmaktadır. Yönetim, Ayşe Akyol’a bir de göstermelik olarak LAÜ’nün yurtdışında tanıtımı görevini vermiştir. Haftada 18 saat ders veren Ayşe Akyol’un 7 bin Yeni Türk Lirası tutarında aylık ücret aldığı bilinmektedir. Bu ücret, Ayşe Akyol’dan daha fazla çalışan kadrolu bir profesörün maaşının iki katından fazlasına denk gelmektedir. -Üniversite kütüphanesi yeterli kaynağa sahip değildir. Yine üniversitede internet bağlantısı sınırlı ve sorunlu düzeydeyken yönetim üniversitenin ortasında büyük bir saat kulesi diktirmiştir. LAÜ çalışanlarının deklarasyonda dile getirdikleri sorunların bazıları bunlar. Tüm bu bilgiler ışığında söz konusu üniversiteden akademik, bilimsel demokratik bir eğitim kurumu yerine kirli ilişkilerle örülü paranın, ticaretin kokusu çıkmaktadır. Böylesi bir çalışma ortamında yaklaşık bir yıldır sendikalaşma mücadelesi yürüten üniversite çalışanları üzerindeki baskılar, sendikalaşmayla birlikte hız kazanmış bulunuyor. (Yaklaşık 50 öğretim elemanı sendikaya üye olmuştur.) Geçtiğimiz Mart ayında sendika LAÜ’de toplu sözleşme imzalamak için işverenle masaya oturdu. İşveren statüsündeki üniversite yönetimi sendikal sürece tepki gösterir gibi görünmedi ama hiçbir talebi de kabule yanaşmadı. Çünkü oyalayarak öğretim yılının sonunu getirmeyi bir taktik olarak benimsemişti. Ancak çalışanların ve sendikanın beklemeye tahammülü yoktu. Yönetim, geçmişte olduğu gibi bugün de senenin başı ve ortası demeden istediği anda iş sözleşmesini yasalara aykırı olarak tek taraflı feshederek çalışanı ortada bırakabiliyordu. 12 Mayıs’ta KTOEÖS’e üye üniversite çalışanların çoğu greve çıktı. Üniversite önünde direniş sürerken LAÜ yönetimi de direnişi etkisizleştirme için çeşitli saldırılara başladı. Bu saldırıların başında profesörden okutmana kadar 15 öğretim elemanının işine grev başladıktan sonra son vermesi gelmektedir ki, 2 yıl içinde keyfi nedenlerle 70 öğretim elemanı işten atılmıştır. Grevin başladığı tarihten sonraki hafta öğrenciler için vize sınavı haftasıydı. Öğretim elemanları grevden sonra sınavların yapılacağı konusunda öğrencilere güvence vererek onların desteğini de sağladı. Ancak yönetim yasadışı bir tutumla vizelerin 19 Mayıs’ta yapılacağını duyurdu. Sınav yapma hakkı o dersi veren hocaya aitken yönetim öğrencilerden ders notlarını isteyerek soru hazırlama yoluna gitti ve bu duruma tepki gösteren öğrencileri tehdit etmeye başladı. LAÜ’de çalışan eğitim emekçileri direnişlerini 28 Mayıs’ta Lefke dışına taşıdılar. Bundaki amaç, LAÜ yönetiminin gerçek yüzünü daha geniş bir çevreye teşhir ederek kamuoyu baskısı oluşturmaktır. Grevci öğretim elemanları 28 Mayıs’ta Lefkoşa’da bir yürüyüş düzenledi ve sorunlarını cumhurbaşkanına ilettiler. Grev esas olarak LAÜ önünde sürdürülürken Lefkoşa’da Meclis önünde de oturma eylemi 28 Mayıs’tan bu yana devam etmektedir. “Anavatan” düzeninden her türlü baskının, hilekârlığın, hırsızlığın, anti-demokratik kuralların ihraç edildiği “Yavru vatan” da hak arayan emekçiler –ki öğrencilerin ve öğretim elemanlarının çoğunluğu Türkiyeli- grev sürecindeki her gelişmeyi duyurarak kamuoyundan tanıklık ve destek talep etmektedirler. Başta iş güvencesi olmak üzere bütün taleplerinin esası için ayrıca şu çağrıyı da yapıyorlar: “Üniversitelerde hiyerarşik ve eşitsiz ilişkilere, itaat ve korku kültürünü yaygınlaştırarak akademisyenleri kişiliksizleştiren her türlü uygulamaya son verilmelidir. İşsiz kalma korkusu, akademisyenlerin pek çok keyfi ve antidemokratik uygulamaya boyun eğmesi ve sindirilmesiyle sonuçlanmaktadır. Böylelikle, sistemin istediği pasif ve itaatkar akademisyen tipi yaygınlaşmaktadır. Bizler, bize dayatılan bu anlayışı sendikalaşarak ve tek tek itiraz edemediğimize hep beraber karşı koyabilmenin bilinciyle KTOÖES’de bir aradayız. Sesimizi duyanları mücadelemize desteğe çağırıyoruz.”